![]() |
||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||||||||||||||
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
|||||||||||||||||||||||||
Prof.Dr.Sûha SEVÜK (ODTÜ Rektörü) ![]() Üniversitemizin en büyük projelerinden biri olan ODTÜ Teknokent projesinin ilk binasının temel atma törenini onurlandırdığınız için teşekkürlerimi arz ederim. Tam on yıl önce başladığımız çalışmalar son yıllarda giderek hızlanmış ve bugün temel atma aşamasına ulaşmıştır. Günümüzde 250'si Avrupa'da olmak üzere toplam 800'den fazla Teknopark bulunmaktayken, ülkemizde bugüne kadar bir teknoparkın kurulamamasının bir çok nedenleri vardır. Bu nedenlerin başında teknolojik gelişmemizin belli bir düzeye ulaşamaması ve bilime, teknoloji ve araştırma geliştirmeye gerekli önemin verilmemesi gelmektedir. ABD'de 1956 yılında Stanfort Üniversitesi tarafından kurulan ilk araştırma parkı günümüzün silikon vadisi efsanesinin başlangıcı olmuştur. Avrupa'da bilim parkları, bilim merkezleri ve teknoparklar 70'li yıllarda hayata geçirilmiş, Uzak Doğu'da ve Japonya'da ise teknopoller 1980'li yıllarda kurulmuştur. Bu teknopoller şirketlerin oluşumunu ve büyümesini destekleyerek teknoloji gelişimini sağlamak, ülkenin ekonomik ve uluslararası rekabet gücünü artırmaktadır. ODTÜ Teknokent ne sağlayacaktır? Öncelikle bilgiye dayalı her türlü aktivitede üniversite desteği, bunların başında teknik konularda, finans, hukuk ve organizasyon sağlanarak pazar analizi ve iş planı konularında danışmanlık hizmetleri vermektedir. Üniversitemizin laboratuvar olanakları ve gelişmiş alt yapısı teknolojinin gelişimi için kullanılacak ve ayrıca Ar-Ge firmalarına yüksek standart, sosyal ve kültürel olanaklar sunulacaktır. ODTÜ olarak ise biz bu projeden daha etkin ve Üniversite-Sanayi işbirliği, daha çok araştırma, üniversitede yürütülen araştırmaların ekonomik değere dönüşmesi, iş arayan değil iş kuran mezunlar yetiştirilmesi ve tek cümleyle özetleyecek olursak üniversitemizin bilgi birikimini ve alt yapısını, ülkemizin uluslararası platformda rekabet gücünü artırmakta kullanmasını beklemekteyiz. Üniversitemiz Teknopark çalışmalarına 1987 yılında başladı. İlk yıllarında dünya örneklerini inceledi ve hem üniversite içerisinde hem de üniversite dışında Teknopark kavramını tanıttı, tartıştı. 1992 yılında hemen yanıbaşımızda olan ve kısaca TEKMER olarak bilinen ODTÜ KOSGEB Teknoloji Geliştirme Merkezini kurduk. 5. yılını tamamlayacak olan bu merkezde şu anda 25'in üzerinde şirket faaliyet göstermektedir. Ürüne dönük yeni bir teknoloji geliştirecek ya da uygulayacak küçük ölçekli genellikle de yeni kurulan şirketlere hizmet veren bu merkezde iki kişi olarak işe başlayıp üç yılda 200'ün üzerinde mühendis ve teknisyene iş sağlama potansiyeline ulaşan, ciroları 5-10 milyon doları aşan, Avrupa'dan Asya'ya kadar çeşitli yerlere ürün ve teknoloji ihraç eder duruma gelen firmalar bulunmaktadır. ODTÜ KOSGEB Teknoloji Geliştirme Merkezi'nin amacına ulaşmasının ve bir sonraki aşamaya olan gereksinimin çok açıkça görünmesiyle 1995 yılında ODTÜ Teknokent çalışmalarına hız verdik. Bir yandan Ankara'da bir Teknokent yapılabilirliği projesi, Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı tarafından uluslararası bir uzman şirkete yaptırılırken öte yandan DPT'nin sağladığı destekle ODTÜ Teknokent kentsel tasarımı işi tamamlandı. Üniversitenin, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ve TÜBİTAK ile müşterek çabaları sonucunda Teknoparklar Yönetmeliği yayınlandı ve nihayet bugün temelini atacağımız Teknokentin ilk binası olan ODTÜ-HALICI YAZILIMEVİ'nin sözleşmesi imzalandı. Halıcı grubu yönetim kurulu başkanı Sayın Emrehan Halıcı'ya mezunu olduğu üniversitemize duyduğu güven nedeniyle teşekkür ediyor ve kendisini ülkemizde bir ilke imza atarak gösterdiği cesaret için kutluyorum. Sayın Cumhurbaşkanım, son olarak sizlere ODTÜ Teknokent'in tümü hakkında biraz bilgi vermek istiyorum. Dört etapta tamamlanması planlanan Teknokent 80 hektar arazi içerisinde yaklaşık 200.000 metrekare kapalı alan içerecektir. Tümü tamamlandığında büyük bir çoğunluğu araştırmacı yaklaşık dört bin kişinin çalışacağı bir bilim parkı oluşacaktır. Teknokent'te yazılımın yanında elektronik, telekomünikasyon, savunma sanayi, ilaç ve kimya, biyoteknoloji başta olmak üzere otomotiv, makina, gıda, tekstil ve toprak ürünleri de potansiyel teknolojiler ve sektörler olarak düşünülmektedir. Sayın Cumhurbaşkanım, sizin de belirttiğiniz gibi bu ülkenin işçisi, işvereni, çiftçisi, üniversitesi, kurum ve kuruluşları çalışmakta, çabalamakta ve görevlerini yapmaktadırlar. Ülkemizde gözlenen gergin sosyal ortam ve siyasal iktidarsızlık aşıldığı takdirde insanlarımızın bu çabalarının çok daha verimli sonuçlar vereceğine inanıyoruz. Bu bunalımlı dönemin sizin basiretli yönetiminizle demokratik süreçler içinde en kısa zamanda aşılacağını ümit ediyorum. Bu ümit ve inançla sözlerime son verirken ülkemizin ilk Teknokentinin ilk binasının temelini siz sayın Cumhurbaşkanı ve değerli konuklarla birlikte atmaktan duyduğumuz onur ve mutluluğu belirtiyor, saygılarımı arz ediyorum. Emrehan HALICI ![]() Bizim için çok anlamlı bir gün. Bugün burada bilgi çağını yakalama, bilgi toplumu olma yolunda önemli bir adım atılıyor. Yıllardır üzerinde düşündüğümüz projeler, ürettiğimiz üniversite sanayi yolunda atılan çok somut çok ciddi bir adımdır. Türkiyenin bir çok ilkine imza atmış olan ODTÜ bugün burada bir ilke daha imza atıyor ve 'Türkiyenin ilk Teknokenti' 'Türkiyenin ilk Teknoparkı' bugün burada huzurlarınızda ODTÜ'de kuruluyor. Bu konuda büyük çabalarından ötürü çok çalışkan ve ileri görüşlü rektörümüz Prof.Dr. Sayın Süha Sevük beye, ODTÜ yönetimindeki değerli hocalarımıza, bakım yöneticilerine ve projemizin mimarı sayın Semra Teber hanımefendiye huzurlarınızda teşekkürlerimi sunuyorum. Sayın Cumhurbaşkanım, birazdan yüksek müsadenizle temelini atacağımız ODTÜ-Halıcı Yazılımevi tek başına ve ticari olarak ele alındığında çok kârlı bir yatırım olarak gözükmeyebilir, bu yatırım olsa olsa beni ve çalışma arkadaşlarımın bir çoğunu mezun eden ve çok şeyler borçlu olduğumuz çok kıymetli üniversitemize ödenmeyecek borçlarımızın hiç olmazsa bir kısmını ödeme fırsatını veriyor bizlere. Çünkü, üniversite endüstriye, endüstri de üniversiteye yaklaştıkça verimlilik ve üretkenlik artıyor. Bilim ve teknolojiyle uğraşan kişi, kuruluşlar içiçe ve yanyana olduğu zaman bilgi paylaşımı artıyor, dayanışma sağlanıyor. İnsan, zaman ve para gibi kaynakların israfları önlenmiş oluyor. Sayın Cumhurbaşkanım, büyük Türk insanı son yıllarda bunların arasına beyin gücü, akıl, zeka ve bilgi teknolojileryle girmiş olmasından büyük bir mutluluk ve güven duyuyoruz. Yazılım ve Ar-Ge'nin teşvik kapsamına alınması, fikir ve sanat eserleri kanununun çıkması ve Türkiyenin yurt dışında özellikle Türk Cumhuriyetleri'nde çok büyük yazılım projelerini takip ediyor hale gelmesini zâtıâlinize borçluyuz. Sektörümüzü temsilen birçok kez bizleri kabul buyurdunuz, birçok toplantımıza şeref verdiniz ve bu toplantılarda bize yeni bir dünya düzeninden bahsettiniz, bilginin ve bireyin önemini öğrettiniz. Dış dünyayı örnek almamızı onlarla ilişkiler kurmamızı, çok çalışmamızı ve girişimci bir ruhla yatırımlar yapmamızı emrettiniz. Biz de seve seve bu emirlerinizi yerine getirmeye çalışıyoruz.. Çünkü Türkiye'nin genç, akıllı, zeki ve yeniliğe açık bir insan potansiyeli bu emirleri, bu idealleri, bu hedefleri bekliyor. Lütfen bizlere yeni hedefler göstermeye devam ediniz. Hepinizin bildiği gibi yazılım, çevre dostu bir endüstri. Atıklar ve kirliliklere yazılım endüstrisinde rastlanmıyor ve yazılımcı arkadaşlarımızın çoğu doğaya, çevreye, insana saygı ve sevgi dolular. Biz burada ODTÜ-Halıcı Yazılımevi'nde çok kıymetli üniversitemizin bir çok artıları ve bir çok güzelliklerinin yanı sıra da bu doğa güzelliklerini yazılımcıların yaşamlarına sunmayı amaçlıyoruz. Maviyle yeşilin birleştiği gibi üniversiteyi ve sanayi'yi buluşturmayı planlıyoruz. Üniversitemizin insan gücünü, bilimsel atmosferini, merak eden, düşünen ve araştıran öğretilerini, endüstri kuralları çerçevesinde planlama, üretim, pazarlama ve finans disiplinleriyle kaynaştırmayı planlıyoruz. Şu an bu duygularla ben ve arkadaşlarım çok ama çok heyecanlıyız. Aslında teşekkür etmek istediğimiz başta ailem olmak üzere sevgili babam, değerli arkadaşlarım ve dostlarım olmak üzere bir çok teşekkür edeceğim kişiler var ama müsaade ederseniz bunları daha da önemli olan açılış gününe saklamak istiyorum. Ve bu mutlu günümüzde bu heyecanımızı açılış günümüzde de sizlerle paylaşabilmeyi temenni ediyor, ilgi ve desteklerinizden ötürü hepinize derin şükranlarımı arz ediyorum. SÜLEYMAN DEMİREL (Türkiye Cumhuriyeti 9.Cumhurbaşkanı) ![]() Hepinizi sevgiyle selamlıyorum. Geçen kırkbir sene zarfında TBMM'nin bahçesinden başlayarak buraya kadar gelen bu büyük kurumun Türkiye'nin gözbebeği olan, gururu, iftiharı olan bu kurumun bu hale gelmesinde emeği geçen herkese huzurunuzda teşekkür ediyorum. Otuz sene evvelki rektör Sayın Prof. Erdal İnönü'yü otuz sene sonraki hislerini söylemek üzere mikrofona davet ediyorum, buyrun... ERDAL İNÖNÜ (ODTÜ Eski Rektörü) ![]() Sayın Cumhurbaşkanım, Sayın Rektör, değerli konuklar, sevgili öğrenciler, değerli arkadaşlarım, Sayın Cumhurbaşkanı bana büyük bir sürpriz yaptı. Bu sürprizin değerini çok iyi biliyorum onun için fazla istismar etmek istemiyorum. Ama aslına bakarsanız gerçekten biraz evvel benim de aklımdan şöyle birşey geçiyordu. Otuz sene evvel veya daha önce buraya ilk geldiğimizde burası bir bozkırdı. Hatta bir törende babam şöyle baktı etrafına "Bu bozkırda başarı sağladınız" dedi. Bu bozkır o zaman bizim hep önümüzdeydi ve o zamanki rektörümüz Sayın Kırdaş -kendisini saygıyla anıyorum- bu bozkırı bu orman haline getirmek için gece gündüz uğraşıyordu. Ben de o zaman bir öğretim üyesi, araştırmayı seven birisi ve bir an evvel dünyanın bilim alanında ilerde görünecek bir kurumu haline gelmek için uğraşmasını istediğim üniversitenin böyle ormanlarla filan uğraşmasını zaman kaybı diye görüyordum. Birçok arkadaşım da öyle görüyordu. Fakat zaman, Sayın Kırdaş'a ve tabi onunla beraber gayret gösteren bütün arkadaşlarımıza hak verdi ve bugün bu güzel ormanda biraz evvel Sayın Halıcı'nın yazılımcılara yeni ilhamlar getirecek bir ortamı takdim etmesine imkan sağladı. Ama tabi ondan sonra yapılacak şey, ormanda yaşamak çok güzel ama, birşeyler yapmak, üretmek, bilgi üretmek ve gene asıl üniversitenin temel görevini yapmak şarttır. Ve onun tabi ODTÜ bugünlerden başlayarak yapmaya devam ediyor ve şimdi Sayın Rektör çok mutlu ki, bizler de onunla çok mutluyuz. Üniversitenin dünya bilim alemine ve şimdiki dünya bilgi toplumuna doğrudan doğruya birinci sınıf düzeyinde katkı yapacak bir noktada olmasını görüyorum. Şimdi yapılacak şey işte burada dünyanın birinci liginde oynamak. Tabi bunu yapacak gençlerimiz var, bunu yapacak umutlarımız düşüncelerimiz var, bütün mesele bunları biran önce ortaya çıkarmak gerçekleştirmek. Şimdi burada bütün arkadaşlarımıza bu hedefi bir defa daha tevazuyu elden bırakmadan göstermek istiyorum. Dünyanın en ön saflarında -yazılım alanındaki- bize yer vermelerini bekliyorum, hep beraber bekliyoruz. Sayın Cumhurbaşkanıma tekrar saygılarımı sunuyor, bütün arkadaşlara sayın rektör başta olmak üzere başarılar diliyorum. SÜLEYMAN DEMİREL ![]() Bozkırdan yeşile... bu Türkiye Cumhuriyetinin kavgasıdır. Yeşilse bereketi ve ümidi temsil eder. Binaenaleyh bizim kavgamız uygarlık kavgası idi. Bu kavganın kökeninde berekete ve ümide ulaşmak vardı. Hiç kaybetmemek şartıyla ümide ve 73 senede Türkiye Cumhuriyeti'nin başarıp geldiği seneler birbirinden güzeldir. Geleceğe olan ümidimizi daha çok takviye etmiştir. Devletimize, demokrasimize olan ümidimizi güçlendirmiştir. Bugünkü bozkırdan yeşile mücadelemizde cehaletten bilime olan bölümü söylemek istiyorum. Cehaletten bilime olan mücadele insanoğlunun doğduğu günden beri mevcut olan bir mücadeledir. Değişerek gider ve gelişen bir iştir, yenilenerek giden bir iştir, gerisinde kalmamak lâzımdır, gerisinde çok çabuk kalınabilir. Eğer ne olup bittiğinin farkında olunmazsa o zaman işte çağın gerisinde olmak hadisesi olabilir. Çağın gerisinde olmak kolay bir iş değildir. Çağla yarışabilmenin yeri bilim ve teknolojiyi kurmakta başlar. İşte bu sebepledir ki Orta Doğu Teknik Üniversitemiz bir çok bilim kurullarımız gibi çağla yarışmanın tam içindedir. Geçen 41 sene zarfında çok güzel mezunlar yetiştirmiştir. Evvela üniversitenin eğitim, öğretim ve bilim kadrolarını yetiştirmiştir. Ve üniversitenin başlangıcını biz biliyoruz. Ondan sonra gelişmelerine çeşitli vesilelerle katkımız olmuştur. Ve üniversite üzerinde gözümüzü tutuyoruz., muhafaza ediyoruz. Gözümüz bu üniversitenin üzerindedir, bütün üniversitelerimizin üzerindedir. Hepsinin birbiriyle yarışmasını istiyoruz, hepsinin birbiriyle daha güzel neticeler vermesini istiyoruz. Ülkenin her köşesine bilim ve teknolojiyi, kültür ve sanatı ve sporu yaymak istiyoruz. Ve bilim, teknoloji, kültür, sanat ve sporun sadece büyük şehirlerimizin tekelinde olmasını istemiyoruz. Bu gayretleri amansız bir şekilde sürdürüyoruz, bundan netice alacağız. Şimdi ODTÜ, bakınız sayın rektör burada neler söyledi, ona çok iyi kulak vermek lâzım. Senelerden beri söylediğimiz şudur; bu ülkenin yüksek öğretim ve eğitim müesseseleri halkıyla kucaklaşmış olmalıdır. Onun içindir ki sanayi ile kucaklaşmış teknik üniversiteler bugün mevcut olan bütün teknik üniversitelerimizin hepsinin kaygısıdır ve üniversitelerimizin hepsi aynı kaygı ile birbirleriyle yarışmaktadır. İki tane yeni teknoloji enstitüsü kuruyoruz. Yüksek teknoloji enstitüsü bunlar. Kuruyoruz derken başlangıçtayız, ama netice alacağız. Birisi İzmir'de, birisi Gebze'de. Bu ayın 26'sında Gebze'de de aynen böyle bir teknoparkın temelini atacağız. İstanbul Teknik Üniversitesi bir teknopark yapıyor, İzmir Üniversitesi bir teknopark yapıyor. Binaenaleyh teknopark dediğimiz gerçekten 20. asrın kurumudur. Yazılım dediğimiz de öyledir. Yani Türkiye elektrikte olduğu gibi, telefonda olduğu gibi medeniyetin 40 sene gerisinden değil medeniyetin içinde onunla beraber ona katkıda bulunarak yoluna devam edecek. ............ Türkiye'ye gönül veren herkesi sevindirecektir. Ben bunun kurulmasını istiyorum onun için geldim ve burada şimdi bir tesisin temeli atılıyor, bunlar çoğalacaktır. Düşünün 4 bin tane çoğu teknisyen olan, mühendis olan, bilim adamı olan bu ülkenin gençlerinin, bu ülkenin insanlarının bu mekanda çalıştığını düşünün, üretim için çalıştığını düşünün, ilerleme için çalıştığını düşünün ne kadar büyük bir güçtür. İşte bunun sevincini duyuyoruz. Nasıl ki bozkıra şu üniversitenin temelini atıp onu bu hale getirdiysek şimdi bir kademe daha ileriye doğru gideceğiz ve Türkiyenin ilerlemesi hiç bir şeye endeksli değildir. Yani o bu şarta, şu şarta, o şarta bağlı değildir. Sosyal gerilim, siyasi iktidarsızlık falan bunlar tabi çok ciddi şeyler fakat Türkiye kalkınmasını buna endekslememelidir. Bilim adamlarımız bunları düşünecektir gayet tabi, onlara nasıl olsa bir çare bulunur, siz yolunuza devam edin benim size söyleyeceğim odur ve bu ülke büyük bir ülkedir sonuna kadar olan sorunların hepsini aşmıştır. Şimdi önünde duran sorunları da aşar, yalnız bunlar durursa o sorunları aşamayız yani bunlar yürümeli ki o sorunları aşalım. Sorunları azaltacak olan Türkiye'nin kalkınmasının kesintiye uğramadan yürümesidir, zorlukları vardır ama bu zamana kadar meydana getirilen herşey zordu. Meydana getirdik geliyoruz. Bu tesis hayırlı olsun Emrehan Halıcı'yı tebrik ediyorum. Bu arada benim değerli arkadaşım eski senatörüm, sayın Feyzi Halıcı'yı da tebrik ediyorum. Gerçekten Emrehan Halıcı çağın bu fevkalâde önemli, teknoloji konusunda çok başarılı olmuştur. Biz de zaman zaman kendisinden çok yararlandık, yararlanmaya da devam ediyoruz. Bir tebrik daha sanıyorum ki söylemem lazım, bu üniversitenin yetiştirdiği bir genç olarak üniversiteyi tebrik ediyorum ayrıca Emrehan Halıcı'yı kendi yetiştiği bu üniversitenin teknopark gibi bir tesisini yapmak gibi bir mutluluğa ulaştığı için ayrıca tebrik ediyorum. Bu müessesenin bu kurumun yetiştirdiği gençlere Emrehan Halıcı'yı ve burada yaptığı tesisi örnek olarak gösteriyorum. Siz de yapabilirsiniz. Ha gayret... Hepinizi sevgiyle selamlıyorum, hayırlı olsun. |
|
|||||||||||||||||||||||||||||
![]() |
||||||||||||||||||||||||||||||